-
İSMAİL AKYILDIRIM
Tarih: 26-11-2025 12:48:00
Güncelleme: 26-11-2025 19:23:00
İSMAİL AKYILDIRIM
Ben her gün patronuma yalan söylüyorum.
72 yaşındayım. Hızlı tren kartımı bile tam alırım, faturamı
geciktirmem, hayatım boyunca kimseye yanlışım olmadı.
benden beklenmeyecek bir düzen çeviriyorum.
Yakalasalar, işten atarlar. Umurumda mı? Değil!
Çünkü insanın onurunu un ufak eden bu dünyada,
Etiket takarım. Kimse dönüp bakmaz bana.
Görünmeyen, herkesi görür. Görürüm: Ay sonu marketle ayakkabı
fiyatını aynı anda hesaplayan anneleri,
Doğalgaz parasıyla çocuk montu arasında sıkışan babaları,
İş görüşmesine gidecek cekete son kez bakan gençleri...
Tişörtü görünüyordu. Çok belli…
Hani devlet kapısından bir kere dönen çocukların yüzünde olur ya o ifade…
Aynen öyle... Doğru mont bölümüne gitti.
Koyu lacivert, kalın, markalı bir mont. Sıfır ayarında.
Etikette 600 lira yazıyor...
Bizim için kelepir. Onun için imkânsız. Montun kolunu sıktı, sıcaklık
hissine baktı. Etikete baktı… Omuzları düştü. Sızlanmadı, mızmızlanmadı.
Sessizce geri astı. Kapıya yürüyordu ki… Dayanamadım...
Montu kaptım, tezgâha koştum. “Evlat!” dedim. Korkudan zıpladı.
“Haa… Bir şey çalmadım!” “Biliyorum” dedim.
“Bu montun defosu büyük. Fermuarı bozuk. Kural var. Defolular en fazla 30 lira. 30 liran var mı?”
Kafası karıştı. “Etiket yanlış” dedim, söküp attım.
“Fiyatlara ben bakıyorum. İstersen al, istemezsen çöpe atarım.”
Cebinden buruşmuş otuz lira çıkardı.
“A – alırım…” dedi. Montu orada giydi. Fermuar şak diye çıktı tabii.
müşteri oldu. “Sağ ol” dedi. “Magaza politikası” dedim. Arkamı dönüp gözümü sildim...
Sonra başladı bu düzen. Yıllar içinde: Gölcük’te yaşayan dul bir teyzeye,
İnşaata yeni girecek bir babanın çelik burunlu ayakkabısına
Derince’den gelen üniversiteli kıza, valizin “tekerleği ses yapıyor”
diyerek yarı fiyatına verdim.
Kasayı çoğu zaman cebimden tamamladım.
Yakalanma korkusu her gün içimdeydi. Ama “doğru olan” diye bir şey vardır hayatta,
Bir gün… Kaşmir atkılı bir kadın beni izliyormuş.
Yanıma geldi. Titredim. Kesin şikâyet edecek. Önlüğün üstüne bir zarf bıraktı.
"Bir sonraki hatalı fiyatlandırma için” dedi. Göz kırptı.
Kimse konuşmadı. Ama herkes anladı.
"Para üstü kalsın, sistem yine çökebilir” diye fısıldayan oldu.
Dükkân kendi içinde gizli bir ekonomi kurdu: "Onur ekonomisi."
Şefkatin sesi çıkmayan, gösterişsiz hâli.
Tezgâha geldi. “Siz Mahmut Bey misiniz?” “Derler,” dedim gözlüğümü düzelterek.
Gülümsedi... Bir anda o on dört yaşındaki çocuk gözlerimin önüne geldi.
“Bana on yıl önce lacivert mont satmıştınız” dedi.
“Hani fermuarı bozuk olan.”
Yutkundum. “Evlat çok mont geçer elimden.”
"Fermuar bozuk falan değildi,” dedi. “Yalandı. Ama beni dilenci yapmadınız.
Müşteri yaptınız. Adam olma hissimi aldım o gün ben.”
Cebinden bir zarf çıkardı.
“Ben şimdi paramedik oldum. Can kurtarıyorum. Ama o kış'ı o montla geçirdim.
Belki geçirmesem… Buralara gelemezdim.”
Zarfı tezgâha bıraktı. “5.000 lira var içinde” dedi.
“Bir sonraki üşüyen çocuk için… Yine fermuarı bozuk olsun.
Geri itmeye çalıştım. “Elinizi değil” dedi. “Kırılan yürekleri onaran düzeninizi destekliyorum.”
Çıktı. İzmit ayazına, başı dik.!
Ama dünyanın en güzel işini yapıyorum. Bu ülkede değer para ile ölçülüyor.
'Kendin hallet’ diyorlar. “Bot yoksa bağcığını çek” diyorlar.
Ama ben bu eski dükkânda şunu öğrendim:
Onur, yardımdan daha kıymetlidir. İnsan bir şeyi alırken ezilmiyorsa,
Bir çocuğun başı dik çıkıyorsa kapıdan… Bir babanın gururu kırılmıyorsa…
Dünyanın en büyük iyiliği budur!
Bu yüzden yalan söylemeye devam edeceğim:
“Fermuar bozuk.” “Sap gevşek.” “Salı indirimi.” Çünkü önemli olan fiyat değil…
O fiyat etiketini taşıyan omuzlardır.
Gerçek mi? Kimi zaman eczacı Sevim abla…
Kimi zaman kırtasiyedeki abi, bazen restoranda çalışan komşu abla…
Bazen pastanede çalışan Havva…
İsimleri değişir, yüzleri değişir ama aynı iyilik dokusu hep kalır.
Ve bilin ki bu insanlar bu ülkede çoktur…
Hem de sandığınızdan daha çok.
Her yerdedirler.
Ve bir ülkeyi "Yoksulluk değil… Yoksulun utandırılması çürütür.”
Tanrı üşüyeni, ısıtanın elini güçlendirsin…
Görmeyenin de gözünü açsın!
- Kabağında bir sahibi var...
- KURUŞU KURUŞUNA...
- Hakîkati söyleyenin dostu azdır!
- Dünyanın yeni patronu kim?
- Tarafsız bölgeden bakacak olursak... Amerika yenildi!
- USTURUPLU ANLATIM...
- Henüz ayrılmamıştık, henüz bölünmemiştik…
- ASLAN PAYI VE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ
- Cehalet üzerine antrparantez...
- Çoban'dan pilot, kağnı'dan uçak çıkaran insan...
- DERSLERİNE ÇALIŞSINLAR!
- KISSADAN HİSSE... NEREDEN NEREYE!